17 Nisan 2015 Cuma

Kusmuk

Hiç yorum yok:
nahoş havaların,şarap burukluğu tadında,bütün duyguların zihnin biyokimyasına baskısı,ve işte melankoli,bir tarafın hala ölüyken umudu bulabilmek ama pişmanlığın ve kül grisi hayallerin kağıt inceliğindeki çizgilerle durması,en iyiyi ve en kötüyü aynı anda yaşamak,olanlar bu,üzerimde kırgınlığın cesedi var;yaşanabileceklerin kırgınlığı,sokağın bulanıklığında karşı kaldırımda can bulan kamburum,son sigaranın kırılışı,umutsuz bantlayışlar,devam etmeyen konuşmalarda alışkanlığı sevgi sanmak ya da gerçekten de sevgi oluşu,günlerdir aradığın eşyanın aramaktan vazgeçtiğin günün ertesi,köşe başında durduğunu fark edecek kadar kör olabilirsin ancak;kalan her şey bir adım ötene süpürdüklerindir,iki adım sonrasındaysa,lanet olsun iki adım sonrasına da,

30 Mart 2015 Pazartesi

Tomorrow's Taken

Hiç yorum yok:
kitapları aç, altı çizili cümleleri bul, bıraktığın notları oku, karala, pencereyi aç, gözlerini kapa, perdeyi çek, dumandan kaç, aynadan uzaklaş, komşunun gürültüsüne söv, bozuk kulaklığına söv, yarım kalan şarkıya söv, sövmeye bile söv, iki adımlık görülen mesafenin beş adımda aşılmasından, ortalama iki dakikalık huzurundan nefret et, yarın bizden çalındı, kağıttan uzak dur, kalemi asla düşünme, konuşma, anlatma, değer verme, düşüncelerini başkalarının ağzından çıkarken izle, tükürdüğünü yala, yeniden tükür, pişmanlık muz kabuğu, kahverengi, çöpe at, senden beklenenleri siktir et, kendinden de bir şey bekleme, belli bir fikre tutunma, gelgitler arasında yarat, yok et, okuduklarının hiçbir anlamı olmadığının farkına var ve asla bu cümleye kadar gelmiş olma,

15 Mart 2015 Pazar

Cehennem Yatağında,

Hiç yorum yok:
çürüyüp gitmek
dışında kalınan çizgiler
uzanıp da seni boğmaya başlayana dek
kemiklerin teker teker
batmaya başladığında
soğuğa
cehennem yatağında,
sussuzluğa dönüştüğünde
her bir kelimen,
meşe dallarının rüzgara
ve neşenin gülüşü mü geri getirir
seni yaşama
çöl tutmuş
arda kalan bu silik benden
bedenden
dönülmez

23 Şubat 2015 Pazartesi

***

Hiç yorum yok:
önce göğün ışıkları söndü
sonra ben'liğin
gecenin göğü sustu
sonra sen'liğin
garip bir sanrıydı gelen
çakışan ve giden
ip ilmek ilmek boynuna
sanrıyı sonlandırmak adına

gizler yalan
mutfağın perde kuytusunda
en hüzünlü ton
bir de dram,
poker fişleri
gibi dağılacak masaya
şimdi,
sanrıyı sonlamak adına
sandalye ayaklarının altında

19 Şubat 2015 Perşembe

Zırvalamayı Bile Başaramamak

Hiç yorum yok:
derim ışığın altında bir sürüngenin derisi gibi parlıyor, uzun zamandır ne kadar süründüğümü düşününce bu ironin ötesinde bir şey diyorum, başarısızlık üzerime hiç bu kadar çökmemişken üzgün olmanın saflığı, kabuğu soyulmuş, geç yenen elmanın kararmasına zıt, kirli birkaç tabak ve bardak ruhsuzluğun somut bir göstergesi, aslında edebi bir yanı falan yok sadece tembellikten kaynaklanan bir sorun böyle kabul edilmeli, bir süredir kendime uyguladığım 'terapi', tırnaklarımı birbirine batırmaya çalışırken kendime aklımdakileri anlatmak, işleri yolundan çıkardı, bulduğum hiçbir çözüm tutarlı değil tıpkı uğraşlarım yarıda kalması ve başarısızlığın yeniden yüzüme vurması, bacağımdaki morlukların neşesi ve özgür hissetiren şey küçük pencere dünyaya açılırken kağıdı mürekkeple doyurmak bile değil bazen,ama yine de elimde kalanlar bunlar, hasta insanlar ilgimi çekiyor; gerçekten hasta olanlar, mental sorunların dışındakiler, vücutları sağlıksız olanlar, hatta bütün kusurlar ilgimi çekiyor, düzenin bozukluğu bu, hiçbir zaman bir yere kök salmayacak olmanın bilinciyle, ait hissedememek bir göç sebebi kitaplara geçmeli kesinlikle, gitmek istiyorum, sürekli,gitmek, beirut'un rhineland'ine, şimdi gidecek olsam giderim sanırım, bir de ölemem bu gece de, henüz,

8 Şubat 2015 Pazar

Başlıksız

Hiç yorum yok:
yüzümüzü duvara dönüp de arkamıza aldığımız tek şey kalan üç duvarın sınırlandırdığı boşluktan öte, yansımaların yanılsamaları, söylenmiş tüm sözler ve söylenilmesi gerekenler, geride bıraksak daha iyi kesinlikle, tüm bu geçmiş takıntısı, yanlışlıklar silsilesi, bize söylenen ilk yalanın emzik olması kadar saçma, hayatların kilometrelere rağmen bir arada yürümesi, o geniş paralellik ve bunun farkındalığı leş beynimin ücra köşelerinde, ayrım yapmakta zorlanıyorum, gözlerim açık uyanık mıyım değil miyim, sentetik bir çamaşırım, sadece 40 derecede yıkayın beni, 1000 devir geçsin üstümden, takla atayım sonsuz diklerde ve köşelerde, oksijene maruz kalan diğerleriyle,